Şimdi yükleniyor

Diş hassasiyetinin çözümü, altta yatan nedenin tedavisi!

Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Kübra Güler, diş hassasiyetinin nedenleri, oluşum mekanizması, tetikleyici faktörleri ve azaltmaya yönelik tedbirler hakkında bilgi verdi.

Diş hassasiyeti, mine tabakasının zayıflamasıyla ortaya çıkıyor! 

Diş hassasiyetinin, dişlerde dış uyaranlara karşı oluşan ani ve kısa süreli ağrı ya da rahatsızlık hissi olarak tanımlandığını ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Kübra Güler, “Bu durumu daha iyi anlamak için cilt örneği üzerinden açıklama yapılabilir. Ciltte bir yara oluştuğunda o bölgede hassasiyet gelişir ve kişi o alana dokunmaktan kaçınır. Benzer şekilde dişlerde de koruyucu bir yapı olan mine tabakasında herhangi bir bozulma ya da açıklık meydana geldiğinde hassasiyet ortaya çıkar.” dedi.

Dişin en dış katmanını oluşturan mine tabakasının, dişi dış etkenlere karşı koruyan sert bir yapı olduğunu hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Güler, “Ancak bu tabakanın zayıflaması, aşınması veya diş eti çekilmesi gibi durumlarla kök yüzeyinin açığa çıkması sonucunda dişin korumasız kalan bölgeleri dış uyaranlara karşı duyarlı hale gelir. Bu durumda özellikle soğuk, sıcak, tatlı ya da baharatlı yiyecek ve içecekler tüketildiğinde dişlerde ani bir sızı veya rahatsızlık hissi oluşur. Kısacası diş hassasiyeti, dişin koruyucu mine tabakasının zayıflaması ya da kaybı sonucunda ortaya çıkan ve dış etkenlere karşı gelişen ağrı duyarlılığıdır.” açıklamasını yaptı.

Bruksizm, dişleri dış etkenlere karşı hassas hale getiriyor!

Diş hassasiyetinin en sık görülen nedenleri arasında diş sıkma ve diş gıcırdatmanın önemli bir yer tuttuğunu kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Kübra Güler, “Bruksizm, özellikle uykuda veya stres anlarında dişlerin istemsiz şekilde birbirine aşırı kuvvetle temas etmesiyle ortaya çıkar. Bu sürekli ve güçlü temas, zamanla dişlerin koruyucu dış tabakası olan mine üzerinde mikro düzeyde çatlaklara ve aşınmalara yol açabilir.” dedi.

Mine tabakasında oluşan bu hasarın, dişin dış etkenlere karşı korumasız kalmasına neden olduğuna işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Güler şöyle devam etti:

“Ayrıca bruksizme bağlı olarak diş eti çekilmeleri de gelişebilir. Diş eti çekilmesiyle birlikte diş kök yüzeyi açığa çıkar ve bu bölgeler mine tabakasıyla korunmadığı için hassas hale gelir. Sonuç olarak hem mine tabakasındaki aşınmalar hem de diş eti çekilmeleri, dişin normalde korunmuş olan yüzeylerini dış uyaranlara açık hale getirir. Bu durum da özellikle soğuk, sıcak, tatlı veya baharatlı gıdalarla temas edildiğinde dişlerde hassasiyet ve ağrı oluşmasına neden olur.”

Hassasiyet yaşamı etkiliyorsa uzman desteği alınmalı!

Diş hassasiyetinin dönemsel olarak artabilen bir durum olduğunu aktaran Dr. Öğr. Üyesi Kübra Güler, “Hormonlara bağlı değişimlerle birlikte hassasiyetin arttığı dönemler olabileceği gibi, ağız bakımının aksatıldığı zamanlarda da benzer şekilde artış görülebilir. Ayrıca diş sıkma problemi olan hastalarda, özellikle diş sıkmanın yoğunlaştığı dönemlerde diş hassasiyeti belirgin şekilde artabilir.” dedi.

Diş hassasiyetinin dönemsel olarak fark edildiği ve zaman içinde azalma gösterdiği durumlarda genellikle bir uzman desteğine ihtiyaç duyulmadığını dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Güler, “Ancak hassasiyet giderek artan bir seyir izliyorsa, soğuk ve sıcak gibi dış etkenlerden yoğun şekilde etkilenmeye başlamışsa ve kişinin yeme içme alışkanlıklarını olumsuz etkileyecek düzeye ulaşmışsa bu durumda mutlaka uzman desteği alınmalı ve gerekli hassasiyet tedavisi uygulanmalı.” önerisinde bulundu.

Ağız bakımının düzenli yapılmaması durumunda diş etlerinde enfeksiyon gelişebilir!

Günlük ağız bakım rutininin, diş hassasiyeti üzerinde doğrudan etkili olan önemli bir faktör olduğunu vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Kübra Güler, “Ağız bakımının düzenli yapılmaması durumunda diş etlerinde enfeksiyon gelişebilir. Diş etinin iltihaplanması ve enfekte olması ise dişlerin daha hassas hale gelmesine neden olur. Bu nedenle günlük ağız bakımının aksatılmadan sürdürülmesi gerekir.” dedi.

Bununla birlikte ağız bakımının yanlış şekilde yapılmasının da diş hassasiyetini artırabileceğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Güler, “Özellikle dişleri çok bastırarak fırçalamak veya sert fırçalar kullanmak diş eti çekilmesine ve mine tabakasında mikro kırıklara yol açabilir. Bu durum da dişlerde hassasiyetin artmasına neden olur. Bu nedenle dişlerin uygun teknikle fırçalanması ve günlük ağız bakım rutinine düzenli şekilde devam edilmesi önemlidir.” şeklinde konuştu.

Diş hassasiyetini azaltmak için önce altta yatan neden ele alınmalı!

Diş hassasiyetini azaltmaya yardımcı olabilecek önerilerde bulunan Dr. Öğr. Üyesi Kübra Güler, sözlerini şöyle tamamladı:

“Öncelikle altta yatan nedenlerin ele alınması gerekir. Diş hassasiyetinin temel sebeplerinden biri diş sıkma ve bruksizm olarak düşünüldüğünde, bruksizmi tedavi etmeye yönelik işlemlerin yapılması hassasiyetin büyük oranda azalmasına yardımcı olabilir. İkinci olarak, agresif fırçalamadan kaçınılması gerekir. Bu durumun artmasını önlemek için dişlerin aşırı bastırılarak veya sert şekilde fırçalanmaması önemlidir. Üçüncü olarak, hassasiyet giderici ajanlar içeren diş macunlarının kullanımı oldukça etkili olabilir. Ayrıca flor içeriği yüksek macunlarla fırçalama yapmak da hassasiyetin giderilmesi açısından fayda sağlayabilir.

Tüm bu uygulamalara rağmen problemin devam etmesi durumunda mutlaka bir uzman desteği alınması gerekir.”

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Yorum gönder